333 kuralı nedir? Günlük hayatın içinde kaybolan zihne küçük bir “reset” tuşu
Bazı günler var ya… Sabah uyanıyorsun, daha gözünü açmadan zihnin çoktan 47 farklı senaryo üretmiş oluyor. “Bugün işler yetişecek mi?”, “Acaba o mesajı yanlış mı yazdım?”, “Dün markette kasiyere garip mi baktım?” gibi düşünceler İzmir sıcağında bile beynin içinde kar yağdırabiliyor.
İşte tam o anlarda devreye giren küçük ama etkili bir yöntem var: 333 kuralı nedir? sorusunun cevabı aslında biraz da “şu anı geri alma sanatı”.
Ama bunu kuru kuru anlatmak yok. Biz burada Alsancak’ta denize karşı oturup kahve içerken bir yandan iç sesimizle tartışıyoruz.
—
333 kuralı nedir? Basit ama kafayı yerine getiren bir yöntem
333 kuralı nedir? dendiğinde aslında tek bir sihirli formülden bahsetmiyoruz. Bu yöntem, zihni aşırı düşünme döngüsünden çekip “şimdi ve burada”ya geri getiren bir farkındalık tekniği.
En yaygın haliyle şöyle işler:
3 şey gör
3 şey duy
3 şey hisset
Hepsi bu kadar. Ama “hepsi bu kadar” dediğime bakma… İnsan bazen kendi beyninden kaçmak için uzaya roket fırlatmayı bile daha kolay sanabiliyor.
—
İzmir’de bir sabah: 333 kuralının doğuş anı
Geçen gün Kıbrıs Şehitleri’nde yürürken kafamda klasik bir kaos vardı. Hani o “her şey aynı anda düşünülür ama hiçbir şey çözülmez” modu.
Kendi kendime söylüyorum:
— “Kanka mail attın mı?”
— “Attım.”
— “Ama yanlış kişiye mi attın?”
— “Bilmiyorum.”
İşte tam o sırada bir arkadaşım yanımda yürüyordu.
“Ne oldu yine?” dedi.
Ben de dedim ki:
“Beynim 2008 Windows Vista gibi takılıyor.”
Gülmedi. Ama ben ciddiyim.
Sonra bana dedi ki:
“333 kuralını denedin mi?”
O an düşündüm: “Yeni bir diyet mi bu? 3 gün su, 3 gün pizza, 3 gün pişmanlık mı?”
Ama değilmiş.
—
Zihnin kalabalığı ve 333 kuralı nedir? sorusunun gerçek cevabı
Beyin garip bir yer. Boş kaldığında bile boş kalmıyor. İzmir’de deniz kenarında otururken bile:
“Acaba dalga sesi üretkenliğimi artırır mı?”
“Şu martı bana bakıyor, neden bakıyor?”
“Hayatımın yönü ne?”
gibi sorular üretmekte üstüne yok.
İşte 333 kuralı nedir? sorusu tam burada devreye giriyor.
Bu yöntem seni düşüncelerden koparıp fiziksel dünyaya geri getiriyor. Yani beynine diyor ki:
“Tamam kardeşim, Excel tablosunu kapat. Gerçek hayattayız.”
—
3 şey gör: İzmir’de uygulamalı versiyon
Bu kısmı ilk duyduğumda dedim ki:
“Ben zaten 3 şey görüyorum, sorun ne?”
Ama mesele görmek değil, fark etmek.
Mesela dene:
Şu an etrafında 3 şey gör
Masadaki kahve lekesi (muhtemelen dünün travması)
Duvardaki çatlak (hayatın metaforu gibi)
Telefon ekranın (zaten orada ayrı bir evren var)
Bir anda beynin “gelecek planı” modundan çıkıp “şu an moduna” geçiyor.
Ben denedim. İlk fark ettiğim şey: sandalye yamukmuş.
Hayatımın kontrolünü kaybettiğim an değil ama sandalyenin kontrolü kaybettiği an gibi hissettim.
—
3 şey duy: Sessizliğin içindeki gürültü
İzmir’de bunu yapmak ayrı keyifli çünkü şehir zaten sürekli bir şeyler söylüyor.
Uzaktan simitçinin “sıcak gevrek!” sesi
Martıların “ben bu şehrin gerçek sahibiyim” çığlığı
Birinin scooter’la kaldırıma savaş açması
Ama sen duruyorsun.
Dinliyorsun.
Ve bir anda fark ediyorsun ki zihnin içindeki gürültü dışarıdan daha kalabalık.
Bir arkadaşım bunu denediğinde dedi ki:
“Ben 3 şey duydum: klima, iç sesim ve pişmanlık.”
—
3 şey hisset: En zor kısım burası
İşin en ilginç kısmı burası. Çünkü hissetmek deyince insanlar genelde “duygusal travma taraması” sanıyor.
Hayır.
Sadece fiziksel şeyler:
Örnekler
Ayağının zemine basması
Elindeki bardak
Sırtının sandalyeye değmesi
Bu kadar basit.
Ama insan o an fark ediyor ki, gün boyu en az kullandığı şey “bedeninde olmak”.
Ben bunu ilk denediğimde şunu fark ettim:
“Meğer ben gün boyu kafamda yaşıyormuşum, bedenim kiracı gibi.”
—
İzmirli bir gencin gözünden 333 kuralı nedir? deneyimi
Bir gün Bornova’da oturuyorum. Final haftası. Kafamda klasik düşünceler:
“Bu ders geçer mi?”
“Geçmezse ne olur?”
“Geçmezse ben kim olurum?”
Tam o sırada dedim ki: “Dur.”
333 kuralı nedir? hatırladım.
3 şey gördüm: defter, kalem, boş bakış
3 şey duydum: klima, sayfa çevirme sesi, iç çöküş
3 şey hissettim: sandalye, çene sıkma, kahve kupası
Ve garip bir şey oldu.
Dünya düzelmedi ama ben biraz sustum.
—
Zihnin fazla konuştuğu anlarda küçük bir mola
İnsan bazen kendi düşüncelerinin rehinesi oluyor. Özellikle gece 03:00’te:
“Acaba 2016’da söylediğim o şey yanlış anlaşıldı mı?”
“Belki de herkes beni gizlice yargılıyordur.”
“Ya aslında ben yanlış karakterim?”
İşte bu noktada 333 kuralı nedir? sorusu bir teknikten çok bir fren sistemi oluyor.
Kafanın içinde hız yapan düşüncelere:
“Dur bakalım usta, biraz yol kenarına çekiliyoruz.”
—
Kendi kendine konuşmanın komik tarafı
Bazen bu tekniği uygularken kendimle kavga ediyorum.
— “3 şey gör dedik, neye bakıyorsun?”
— “Duvara.”
— “Duvar mı hayatının merkezinde?”
— “Bilmiyorum, duvar sessiz en azından.”
Bu iç diyaloglar dışarıdan bakınca komik ama içeride baya ciddi bir tartışma var.
—
333 kuralı nedir? sadece bir teknik değil, bir “dur” butonu
Bu yöntem mucize değil. Hayatı değiştirmiyor, sorunları çözmüyor, faturaları ödemiyor.
Ama şunu yapıyor:
Seni düşünce döngüsünden çıkarıp gerçek dünyaya geri koyuyor.
Bazen bu bile yeterli.
Çünkü insan çoğu zaman çözüm aramıyor, sadece biraz nefes almak istiyor.
—
Günlük hayatta küçük kaçış noktaları
İzmir’de yürürken artık bunu otomatik yapmaya başladım:
Kafam dolunca:
3 tabela okuyorum
3 ses yakalıyorum
3 fiziksel temas fark ediyorum
Ve sonra fark ediyorum ki dünya sandığım kadar karmaşık değil, sadece ben fazla ses açmışım.
—
Son bir İzmir akşamı ve zihnin susması
Geçen gün Kordon’da otururken bunu tekrar denedim. Güneş batıyor, insanlar konuşuyor, çay bardağı buğulu.
Bir an durdum.
3 şey gördüm.
3 şey duydum.
3 şey hissettim.
Ve ilk defa uzun süre sonra zihnim “konuşmayı bıraktı”.
Tam sustu demek değil.
Sadece fısıldamayı bıraktı.
Ve bazen bu bile yeter.
Bugün “333 kuralı nedir” üzerine güzel bir yolculuk yaptık. Bahs ile daha fazla içerik için takipte kalın!
Bunu da Okuyun: 7. sınıfta kalıtım materyali nedir ?